Yalçın Fındık
Sevgili okurlarım, bugün konumuz insanoğlunun en kadim, siyasetin ise en sarsıcı imtihanı: Siyasi Vefasızlık.
Siyaset, vefa ve samimiyet üzerine inşa edilmediğinde nasıl da çabuk çatırdıyor, hep birlikte izliyoruz. Gemlik’teki son yerel seçim dönemini bir hatırlayın. Mustafa Duran, Şükrü Deviren o başkanlık koltuğuna otursun diye nasıl bir mücadele verdi? Meydanlarda, sokaklarda gece gündüz demeden harcanan emeğin ve dökülen terin sonucunda o seçim kazanıldı.
Peki, zafer sarhoşluğu geçince ne oldu?
Gemlik hizmet beklerken, Bursa Büyükşehir’in aslan payı adeta Mudanya’ya yönelirken; "Gemlik'e neden hizmet gelmiyor?" diye Büyükşehir Belediye Başkanı Mustafa Bozbey’e haklı bir itiraz yükselten kimdi? Yine Mustafa Duran’dı. Bu, bireysel bir çıkış değil, bir kentin hakkını arama çığlığıydı. En güçlü desteği Gemlik'ten alıp, hizmet sıralamasında bu kenti en sona itmek hangi siyasi mantığa ya da hakkaniyete sığar?
Gelelim o çok konuşulan meclis toplantısına...
Şükrü Deviren Başkan’ın meclis kürsüsünden sarf ettiği o iddialı söz hepimizin hafızasında: "Sütte leke olur, Bozbey’de olmaz." Peki Şükrü Başkan, bu denli ateşli bir savunmanın, adeta siper olmanın arkasında ne yatıyor? Acaba rüzgar tersine dönerse "sıra bana da gelir mi?" kaygısı mı? Gemlik kamuoyunda yüksek sesle konuşulan, şeffaflık bekleyen ve artık sağır sultanın bile duyduğu iddialar varken; hukukun işine karışmamak adına o defterleri şimdilik açmıyorum. Ancak sormadan da edemiyorum: Gemlik'in hakkını savunan yol arkadaşınızı siyaseten feda edip, Büyükşehir'e kalkan olmak Gemlik halkına ne kazandırdı?
Madalyonun diğer yüzünde ise CHP İlçe Başkanı Servet Pehlivan var...
Duyduğumuza göre Mustafa Duran’a hem partiden hem de meclis üyeliğinden istifa etmesi yönünde bazı "telkinlerde" bulunulmuş. Sayın Pehlivan'a sormak lazım: Mustafa Duran, o meclis koltuğuna sadece bir amblem sayesinde mi oturdu? Kendi emeğinin, yılların birikiminin ve ona güvenen kitlenin verdiği oyların hiç mi hükmü yok?
Açık konuşalım; Gemlik’te seçimi sadece parti oylarıyla kazanmadınız. CHP’li olmayıp da o dönem listeye güç katan, halkta karşılığı olan isimlerin sinerjisiyle bu başarı geldi. Bir yönetici karar alırken vefayı gözetmeli, attığı adımın toplumdaki yankısını tartmalıdır.
Sizin asıl mücadeleniz Gemlik’in çıkarları olmalıydı! Bursa’ya, Büyükşehir'e baskı yapıp yatırımları bu kente çekmek için ter dökmeliydiniz. Bunu başarmak yerine, sesini yükselten Mustafa Duran’ın yanında durmakta tereddüt ettiniz.
İşin üzücü tarafı şu: Hizmet üretmek, çözüm odaklı çalışmak yerine; sosyal medya belediyeciliğine ve sadece fotoğraf karesinde yer alma çabasına odaklanılmış durumda. Ancak unutmayın ki siyasi reklam karın doyurmuyor, sorunları çözmüyor. Belki de artık enerjisi daha yüksek, Gemlik’in menfaatlerini her şeyin üstünde tutacak genç yeteneklere yol açmanın vakti gelmiştir.
...Sözün özü; sütün lekesini zaman ve adalet gösterecek. Ama Şükrü Başkan; beraber yola çıktığın, senin için mücadele eden bir ismi bir anda yok sayman, Gemlik siyasetinde derin bir iz bırakmıştır. Meydanlarda verilen o vaatlerin, seçimden sonra rafa kalktığını görmek hepimiz için acı bir tecrübe oldu.
Şimdi gelelim ufuktaki tabloya...
Görünen köy kılavuz istemez; rüzgar tersine dönüyor ve siyasi dengeler hızla değişiyor. Sığındığınız limanlar etkisini yitirdiğinde, karşınızda güçlü bir meclis çoğunluğuyla nasıl bir yol yürüyeceksiniz?
Yarın bir gün "Bu kente neden hizmet götüremedik, halkın karşısına hangi yüzle çıkacağız?" diye hayıflanmak işe yaramayacaktır. Mızrak artık çuvala sığmıyor. Gemlik siyasetinde bir devir kapandı, yeni denklemlere hazırlıklı olun.
Sevgili okurlarım; bu tabloyu iyi analiz edin. Vefası olmayan, rotasını sadece esen rüzgara göre belirleyen yönetimlere itimat etmek, yarı yolda kalmayı göze almaktır.
Kalın sağlıcakla...
