Siyasetin Vitrini, Halkın Gerçeği: Zeytin Dalından Meyhane Sofrasına

Siyasetin Vitrini, Halkın Gerçeği: Zeytin Dalından Meyhane Sofrasına

Yalçın Fındık: Kalemimden 

Gemlik’te geçtiğimiz günlerde düzenlenen Zeytin Festivali, dışarıdan bakıldığında geleneksel bir kutlama, üreticiye destek ve kültürel bir buluşma gibi görünüyordu. Protokol listesine baktığımızda ise siyasetin o meşhur "pragmatizm" sanatı ile karşılaşıyoruz. Bursa Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Biba, Orhangazi AK Parti Belediye Başkanı Bekir Aydın ve Gemlik Yeni Parti Belediye Başkanı Şükrü Deviren aynı karede, aynı amaç için yan yanalar.


İşin ironik kısmı şurada: Sokakta, kahvehanelerde, sosyal medyada herkes​"CHP ile AK Parti bir mi?"
CHP böleni kim olduğunu gördü! Yeni partinin gerçek yüzünü herkes gördü! diye tartışırken, biz Gemlik’te bambaşka bir tabloya şahit olduk. Meğer asıl "ortaklık" başka yerlerde kurulmuş; Yeni Parti ve AK Parti’nin yan yana gelmesi, siyasetin perde arkasında hangi hesapların döndüğünün küçük bir fragmanı gibiydi.

Siyasetçiler, festival alanlarında el sıkışıp, ortak projelerle vitrinlerini süslerken; asıl trajedi halkın arasında yaşanıyor. Siyasetin zirvesindekiler kendi oyunlarını kurup stratejilerini belirlerken, alt tabakada vatandaş birbirini yiyor. Ağız dalaşları, bitmek bilmeyen kavgalar ve kutuplaşmalar... Siyasetçiler, halkın bu öfkesini ve körü körüne bağlılığını bir araç olarak kullanıyor, vatandaş ise hala uyanmış değil. Ne yazık ki bugün, gerçeklerin konuşulduğu değil, sloganların havada uçuştuğu bir dönemdeyiz. Bu yüzden, siyasi vitrinlerin arkasındaki gerçeklere bakmadıkça, söylenen her söz benim için boş bir yankıdan ibaret.

Ancak mesele sadece siyasi pazarlıklar değil; asıl can yakıcı olan, toplumsal hafızamızın ve değerlerimizin nasıl aşındığıdır. Takvimler 11 Eylül’ü, yani kurtuluşu gösterdiğinde, kutlama anlayışımız ne yazık ki "meyhane şenliklerine" dönüşmüş durumda. Sormak istiyorum: Kurtuluş demek, sadece göbek atmak, kadehler kaldırmak ve gürültü yapmak mıdır?

Arşivlere, eski tarihli haberlere baktığımda; bu toprakların özgürlüğü için can verenlerin, şehit düşenlerin böyle bir "kutlama" hayal ettiğini görmüyorum. 11 Eylül’de kaç can verildi, kaç yürek yandı da bugün bizler özgürce nefes alıyoruz? Zafer kazanılır, evet; zafer kutlanır, elbette. Ancak kutlamanın biçimi, o zaferin bedelini ödeyenlere olan saygımızı yansıtmalıdır. Şehitlerin kanıyla sulanan topraklar üzerinde, meyhane sofralarında kurulan eğlenceler, sadece bir gelenek kaybı değil, aynı zamanda büyük bir vebaldir.

Ne yazık ki bugün ne şehidine sahip çıkan ne de vatandaşı gerçekten düşünen bir anlayış kalmış. Her şey yüzeysel, her şey geçici. Bir de işin "dijital" boyutu var ki, orası tam bir karnaval. Klavyelerin başına geçip "vatan savunmacılığı" yapan, trol hesaplarla milliyetçilik taslayanlar ordusu türemiş. Vatan, klavye başında yazılan büyük harflerle ya da sosyal medya savaşlarıyla savunulmaz. Gerçekler ortadayken, ekran arkasından verilen mücadeleler sadece birer illüzyondan ibarettir.

Sonuç olarak; kimin gerçekten halkçı, kimin vatansever, kimin ise sadece koltuğunun derdinde olduğunu artık net bir şekilde gördük. Maskeler düştü, gerçekler çıplak kaldı. Bu dönemde çıkarılacak en büyük ders şudur: Kimseye körü körüne güvenmeyin. Herkesi kendiniz gibi dürüst, herkesi kendiniz gibi vicdanlı görmeyin. Çünkü bu dünyada çoğu ilişki, "köprüyü geçene kadar" kurulan geçici ittifaklardan ibarettir.

Unutmayın; günün sonunda herkes kendi yolunda, her insan kendi başına tek başınadır.

Gemlik Zeytin Festivali: Çıplak Siyaset, Kuru Mizah ve Unutulmuş Şehitler

Gemlik’te bir zeytin festivali düzenlendi. Ortamda yeşil dallar, taze zeytinler ve bir yandan da “ortak iş” dedikleri kadar farklı bir siyasi gösteri vardı. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Şahin Bina (Bursa), Orhangazi AK Parti Belediye Başkanı Bekir Aydın, Gemlik Yeni Parti Belediye Başkanı Şükrü Deviren ve diğer “herkes CHP‑AKP bir” diye bağıranlar sahneyi paylaştı. Ancak, gerçek bu kutlamanın ardındaki sahte bir birliktelik, sadece ortak bir pistte süzülmüş bir “zeytin‑sepeti” gibi göründü.

Daha çok yazılacak şeyler var.. neyse . 

Yorum Gönder

Please Select Embedded Mode To Show The Comment System.*

Daha yeni Daha eski