Gemlik Belediyesi bir kez daha, hem de vicdanları kanatan en ağır tablosuyla sınıfta kaldı. Gözlerden uzak tutulmaya, yüksek duvarlar ardına gizlenmeye çalışılan o kapıların arkasından sızan son görüntüler, kelimenin tam anlamıyla bir vahşetin, sessiz bir işkencenin belgesidir.
Bir yanda can dostlarımız, diğer yanda onlara reva görülen insanlık dışı bir yaşam alanı. Dışkılarıyla yan yana, hatta birbirine karışmış halde yerlere saçılan kuru mamalar… Bir damla temiz, içilebilir suya hasret bırakılmış çaresiz hayvanlar… Soruyorum size; nerede görülmüş böyle bir barınak anlayışı? Buna "bakım" demek, bu kelimenin taşıdığı anlama yapılmış en büyük hakarettir. Bu bir bakım değil, bu alenen işkencedir.
İşin en acı tarafı ise meselenin bir bütçe ya da imkansızlık sorunu olmaması. Bugün, hayvanların rahatça barınabileceği, tuvalet alanının ayrı olduğu ve arkadan son derece kolay, hijyenik bir şekilde temizlenebilen standart bir ünitenin maliyeti 1.000 TL’yi bile bulmuyor. Üstelik çok da uzak olmayan bir geçmişte, sırf bu canlar daha iyi şartlarda yaşasın diye duyarlı bir vatandaşımız tarafından tam 6 milyon lira bağışlanmıştı. 6 milyon liralık devasa bir kaynak! Bu parayla, bahsettiğimiz o hijyenik ve insani ünitelerden yüz binlercesi inşa edilebilirdi.
Peki, Gemlik Belediyesi'nin bu muazzam bütçeye rağmen ortaya koyduğu sözde barınak ne? Üzerine derme çatma bir sac teneke atılmış, iki profil demirle çevrilmiş soğuk, pis kafesler. Kendi cebinizden dahi çıkmayan, vatandaşın bağışıyla var olan bu imkanları kullanmayıp, bu sessiz canlara böylesi bir zulmü yaşatmaktaki amacınız nedir?
Kapıların neden sımsıkı kapalı olduğu şimdi çok daha net anlaşıldı. Gemlik Belediyesi'nin gönüllüleri, hayvanseverleri ve vatandaşları barınaktan içeri sokmamak için neden bu kadar direndiği artık sır değil. Amaç hayvanların huzurunu veya sağlığını korumak değilmiş; amaç bu devasa rezilliği, bu utanç tablosunu halkın gözünden kaçırmak, yapılan eziyeti örtbas etmekmiş.
Eğer bu canlara bakamayacaksınız, eğer onlara bir kap temiz suyu ve dışkısız bir lokma mamayı çok görecekseniz, bırakın o kapıları açık! Bırakın sokaklarda kalsınlar. İnanın sokaktaki o çetin hayat, betonlar arasındaki soğuk sokaklar bile sizin inşa ettiğiniz bu işkencehaneden çok daha merhametlidir. En azından orada özgürce nefes alma şansları var.
Allah aşkına, vicdanlara sığmayan bu zulme, bu utanca artık bir son verin. Yeter artık!


