Son günlerde gündemi meşgul eden konulardan biri, yerel yönetimlerin "şeffaflık" iddiaları ve ne yazık ki bazı danışmanların basına yönelik üstenci tutumları. Madem şeffaflıktan, dürüstlükten ve adil yönetimden bu kadar bahsediyoruz; o halde gelin, hafızalarımızı biraz tazeleyelim ve gerçekleri masaya yatıralım.
Geçmişin Şeffaflık Tablosuna Ne Oldu?
Geçmiş dönemlerde, Sayın Refik Yılmaz’ın başkanlığı zamanında, Gemlik Belediyesi'nin resmi web sitesinde günlük olarak yayımlanan bir "Gelir-Gider Tablosu" bulunuyordu. Bu tablo sayesinde vatandaş, belediyenin kasasına ne girdiğini, o kasadan ne çıktığını kuruşu kuruşuna görebiliyordu.
Peki, çok şeffaf ve adil olduğunu iddia eden CHP yetkilileri, bu tablo neden kaldırıldı?
Ben söyleyeyim: Çünkü işlerine gelmiyordu. 2019 yılına gidelim... O dönem yaptığım bir haberde, belediye kasasından ödenen özel yemek harcamalarını belgeleriyle ortaya koymuştum. Meşhur "Köfteci Yusuf" hesapları, iki kişilik özel yemeklerin bedelleri şahsi ceplerden değil, belediye kasasından çıkmıştı. Belgesi, görüntüsü bilgisayarımda hala ilk günkü gibi duruyor.
Dönemin CHP'li Belediye Başkanı Sayın Uğur Sertaslan ve yönetimi, "Halk her harcamamızı, en ufak detaya kadar görecek" endişesiyle olsa gerek, meclis kararıyla bu şeffaflık tablosunu yayından kaldırdı. Ne yazık ki dönemin meclis üyeleri de bu karara alet oldu.
Hodri Meydan!
Şimdi iş başında yine bir CHP yönetimi var ve "Bizde şaibeli iş olmaz" söylemleri dillerden düşmüyor. Öyleyse açık bir çağrıda bulunuyorum: Hodri meydan!
Eğer iddia ettiğiniz kadar şeffafsanız, AK Parti döneminde açık olan o günlük gelir-gider tablosunu web sitenizde tekrar aktif hale getirin. İşçinin maaşından alınan en ufak kaleme kadar her şeyin paylaşıldığı o sistemi geri getirin ki, sizin de ne kadar şeffaf olduğunuzu Gemlik halkı olarak görelim. Eğer bu sistemi yeniden kurmaktan imtina ederseniz, bilin ki bu milletin aklında "Acaba gizlenen şaibeli işler mi var?" sorusu haklı olarak yer edecektir.
Gazeteciye Meslek Öğretmeye Kalkanlara Bir Çift Söz
Gelelim şu günlerde sağda solda "Biz para almadık" diyerek feveran eden, bize ve meslektaşlarıma laf atan ilçe basın danışmanına...
"Para almadık" demek işin vitrin kısmıdır. Alınan bedeller; "reklam", "ilan", "hizmet bedeli" gibi farklı kalemler altında faturalandırılmış olabilir mi? Belediye bütçesinden bu adlar altında tarafınıza hiç mi kaynak aktarılmadı? Madem o kadar şeffafsınız, çıkın bu şeffaflık tablosunun yayımlanmasına bizzat siz öncülük edin, halk da kimin ne olduğunu görsün. Kimsenin şüphesi kalmasın.
Bize habercilik öğretmeye kalkan bu arkadaş, önce kendi yazdığı metinlere bakmalıdır. Tuncer yerine Tuncay yazan, temel habercilik terimlerinden bihaber şekilde "doğru haber" yerine "gerçek haber" gibi ifadeler kullanan birinin, basına ders vermesi abesle iştigaldir. Bırakın bu işleri ehline, siz kendi işinize bakın.
Tehditlere Boyun Eğmeyiz
Son olarak, Gemlik Belediyesi'nin bazı müdürlerine ve başkan yardımcılarına net bir uyarım var:
Benim üzerimde baskı kurmak için hemşerilerimi, dostlarımı aracı kılmaya kalkmayın. "Yalçın’a sahip çıkın, yoksa işinizden olursunuz" minvalinde kullandığınız üstü kapalı tehditler size hiç yakışmıyor ve buradan açıkça söylüyorum: O tehditler bana sökmez!
Bizler üslubumuzu, efendiliğimizi ve sükunetimizi korudukça, kimse bunu bir zafiyet sanıp kibre kapılmasın. Biz gazeteciyiz; gördüğümüzü, bildiğimizi ve doğru olanı yazmaya devam edeceğiz. Kimsenin şüphesi olmasın.
